Türk İş Dünyasını Güçlendiriyoruz 31 Federasyon, Tek Vizyon 81 İli Birleştiriyoruz Geleceği Birlikte İnşa Ediyoruz
0%
0 Federasyon
0 Firma
0 İl
Hukuk e-Bülteni

Yaratıcılığın Kümülatif Şekilde Korunması: Tasarım ile Eser Arasındaki İnce Çizgi

Yaratıcılığın Kümülatif Şekilde Korunması: Tasarım ile Eser Arasındaki İnce Çizgi

Giriş

Fikri mülkiyet hukuku, yaratıcı çalışmaların korunmasını sağlamak amacıyla çeşitli koruma mekanizmaları öngörmektedir. Öyle ki, bir ürün veya yaratımın niteliğine göre birden fazla koruma rejiminin eş zamanlı uygulanması mümkündür. Bu kapsamda gerekli nitelikleri taşıyan tasarımlar, hem 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ("SMK") kapsamında tasarım hakkı ile, hem de 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ("FSEK") kapsamında eser olarak korunabilir.

SMK madde 55/1-a hükmüne göre "tasarım", bir ürünün tamamının veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin, çizgi, şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya süslemeler gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümünü ifade etmektedir. Tasarımın tescil edilebilmesi için ise aynı Kanun’un 56. maddesinde düzenlendiği üzere "yenilik" ve "ayırt edici nitelik" şartlarını taşıması gerekmektedir. Tasarım, günlük hayatımızın her alanında karşımızı çıkan her türlü ürün ve ürün parçaları; estetik duyulara hitap eden desen ve süslemelerdir1.

Öte yandan FSEK madde 1/B-a hükmü uyarınca "eser", sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim, edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri kategorilerinden birine giren her türlü fikri ve sanatsal ürün olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda bir tasarım, estetik değer taşıdığı ve sahibinin kişisel yaratıcılığını yansıttığı ölçüde "güzel sanat eseri" (FSEK madde 4) olarak da telif hakkı korumasından yararlanabilir.

Dolayısıyla, bir yaratım hem SMK yoluyla sınai hak – tasarım hakkı – olarak hem de eser niteliği taşıması durumunda FSEK kapsamında telif hakkı olarak korunabilir. Bu durum, hak sahiplerine iki farklı hukuki koruma rejimi üzerinden hareket etme imkânı sunmakta, ihlallere karşı daha etkin bir hak savunusu sağlamaktadır. Ancak her iki koruma rejimi arasındaki temel farklılıklar ve bunların uygulamada doğurduğu sonuçlar, özellikle tasarımın hangi ölçüde eser olarak kabul edilebileceği hususunda tartışmalar söz konusudur.

Bu makalede, tasarım ve telif hakkı korumasının kesişim noktası detaylı şekilde ele alınacak; her iki koruma biçiminin aynı yaratım üzerinde birlikte sağlanabileceğine ilişkin yargı kararları ışığında mevcut uygulamalar ve ortaya çıkan hukuki meseleler değerlendirilecektir.

I) Bir yaratımın telif hukuku kapsamında ele alınması:

Yukarıda da bahsedildiği üzere telif hakları, FSEK kapsamında korunmaktadır. Anılan Kanun’un 1/B-a maddesi uyarınca, eser; (i) sahibinin hususiyetini taşıyan ve (ii) ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak kabul edilen her türlü (iii) fikir ve sanat ürünü olarak tanımlanmaktadır.

Bu şartları taşıyan yaratımlar, eser olarak kabul edilmekte ve herhangi bir tescil işlemine gerek kalmaksızın, yaratıldıkları anda telif hakkı korumasından yararlanmaktadır. Dolayısıyla, bir tasarımın telif hakkı korumasından da faydalanabilmesi için, yukarıda belirtilen koşulları sağlaması gerekmektedir.

Eserin niteliği tek tek incelendiğinde ise:

  1. Bir fikri ürün bulunmalıdır. Bir fikir ürünü olmasından kastedilen bir gerçek kişinin zihinsel çabasının, diğer bir anlatımla bir insanın fikri bir çabasının ürünü/sonucu olmalıdır.
  2. Bu fikri ürün bir şekle bürünmüş olmalıdır. Daha açık bir anlatımla, bir insanın fikri bir çabasının ürünü/sonucu olması yeterli değildir, aynı zamanda bu fikri çabanın sonucu/ürünü dış dünyaya açıklanmış olmalı ve fikir somut bir materyal üzerinde ifade edilmeli/sabitlenmelidir.
  3. Bu fikri ürün sahibinin hususiyetini taşımalıdır. Fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşımasından kastedilen özgün olması, yaratan kişinin özgünlüğünü/hususiyetini taşımasıdır.
  4. FSEK’te tanımlanan eser türlerinden (ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri) birisine dahil edilmelidir.

Bu başlık altında son olarak ilim ve edebiyat eserleri ile güzel sanat eserini açmak gerekir.

Söz konusu eser türlerinden ilim ve edebiyat eserleri ise FSEK’in 2. maddesinde sayılmış olup, buna göre,

  1. Bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları,
  2. Her nevi rakıslar, yazılı koreografi eserleri, Pandomimalar ve buna benzer sözsüz sahne eserleri,
  3. Bedii vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projeleridir.

Söz konusu eser türlerinden güzel sanat eserleri ise FSEK’in 4. maddesinde sayılmış olup, buna göre estetik değere sahip olan; 1. Yağlı ve suluboya tablolar; her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler, güzel yazılar ve tezhipler, kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler, kaligrafi, serigrafi, 2. Heykeller, kabartmalar ve oymalar, 3. Mimarlık eserleri, 4. El işleri ve küçük sanat eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil, moda tasarımları, 5. Fotoğrafik eserler ve slaytlar, 6. Grafik eserler, 7. Karikatür eserleri, 8. Her türlü tiplemelerdir2.

II) Bir yaratımın tasarım hukuku kapsamında ele alınması:

SMK’nın “Yenilik ve ayırt edicilik” başlığını taşıyan 56. maddesinde “Tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur.” denmek suretiyle, bir tasarımın korunabilmesi için (i) yeni ve (ii) ayırt edici niteliği haiz olması gerektiği hükme bağlanmaktadır.

Yenilik kriteri SMK’da: “Bir tasarımın aynısı; (i) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, (ii) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Ayırt edicilik kriteri ise SMK’da “Bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim; a) Tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, b) Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, kamuya sunulmuş herhangi bir tasarımın aynı kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimden farklı ise bu tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olduğu kabul edilir. Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, tasarımcının tasarımı geliştirmede sahip olduğu seçenek özgürlüğünün derecesi dikkate alınır.” şeklinde tanımlanmıştır.

III) Bir yaratımın telif hukuku ve tasarım hukuku kapsamında değerlendirilmesi:

Yaratımın, eser sahibinin hususiyetini taşımasının, eserin yaratıcısının ruhundan izler taşıdığı ve bilinenin tekrar edilmediği anlamına geldiğinden bahsetmiştik. Yargıtay ise, “hususiyet” kavramını; özgünlük, başkasından kopya edilmemiş olma, yenilik, orijinallik ve eserin yaratıcı niteliği gibi kavramlarla tanımlamaktadır. Bu kapsamda eser sahibinin hususiyetini taşıması şartının, tasarım hakkının taşıması gereken temel kriterlerden biri olan “yenilik” unsuruna karşılık geldiği varsayımını söylemek mümkündür3

FSEK kapsamında belirlenen kategorilerden birine girebilecek ve aynı zamanda tasarım olarak da nitelendirilebilecek eserler ise yukarıda tanımlanan ve FSEK 2. ve 4. maddelerde düzenlenen ilim ve edebiyat eserleri ile güzel sanat eserleridir. Ancak, 4. madde kapsamında dikkate alınması gereken hususun estetik değer taşıma şartı olduğunun altını çizmek gerekir. Bu şart, tasarımların FSEK kapsamında telif hakkı korumasına konu olabilmesi bakımından, koruma alanını daraltıcı bir ölçüt olarak karşımıza çıkmaktadır4.

Öte yandan, bir eserin tasarım olarak da kullanılması bu eserin fikir ve sanat eseri olma niteliğini ortadan kaldırmayacaktır5.

SMK’nın 58/3 maddesinde, SMK hükümlerine göre korunan bir tasarımın, FSEK’te aranan şartları taşıması halinde FSEK uyarınca da korunacağı düzenlenmiştir6. Nitekim bir tasarımın hem tasarım hakkı hem de telif hakkı kapsamında kümülatif olarak korunabildiği durumlar ve bu kümülatif korumanın ele alındığı Yargı kararları da mevcuttur.

IV) Bir yaratımın telif hukuku ve tasarım hukuku kapsamında kümülatif olarak korunmasına ilişkin yargı kararları:

i) Türk Yargı Kararları:

Telif ve tasarım hukukunun kümülatif korumasına ilişkin öncelikle Türk yargı kararlarından bahsetmek isteriz.

İstanbul 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin (“FSHHM”) 2010/55 E., 2012/113 K. sayılı ve 08.05.2012 tarihli kararı, bu tür bir kümülatif korumanın bir örneğini oluşturmaktadır. Söz konusu karara konu davada, tescilli anahtarlık tasarımı sahibi, davalının kendisinin tescilli tasarımıyla hemen hemen aynı olan anahtarlıkları üretip sattığını iddia etmiş, tasarım tecavüzü ile telif hakkı ihlalinin tespitini ve maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkeme, davacının tescilli tasarımının aynı zamanda FSEK kapsamında bir güzel sanat eseri olduğunu belirterek, davalının fiillerinin sadece tasarım hukuku kapsamında davacının tasarım haklarına tecavüz oluşturmadığı, aynı zamanda bu fiillerin, FSEK uyarınca eser sahibi olan davacının mali ve manevi haklarını da ihlal ettiği sonucuna varmıştır7

İstanbul 4. FSHHM’nin 2010/55 E, 2012/113 K. sayılı ve 08.05.2012 tarihli kararı

Eser niteliği haiz olarak kabul edilen davacı tasarımları:
2006/02120

Bir başka olayda, Ankara 3. FSHHM 2009/191 E., 2010/258 K. sayılı ve 26.10.2010 tarihli kararında, Disney’in tescilli marka ve telif haklarına sahip olduğu Mickey Mouse karakterinin bir terlik tasarımı üzerinde izinsiz kullanımının Disney’in telif haklarını ihlal ettiğine ve söz konusu tasarımın tasarım hukuku kapsamında tescil edilmesinin mümkün olmadığına karar vermiştir8.

Yargıtay kararlarına bakıldığında ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 14.12.2005 tarih, 2004/14760 E. ve 2005/12302 K. sayılı kararında:

  • Davacı tasarım hakkına tecavüz edildiği, davalının eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği, davaya konu tekstil ve moda tasarımlarının aynı zamanda eser olduğu ve FSEK uyarınca da korunması gerektiği iddialarında bulunmuş, fakat yerel Mahkeme tarafından ilgili tasarım tescilinin iptal edilmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığına karar verilmiştir.
  • Yargıtay ise FSEK bağlamında bir değerlendirme yapmamış ancak tescilsiz tasarımların da genel hükümlere göre korunduğu, haksız rekabet hükümlerinin fikri mülkiyet hukuku yanında kümülatif olarak uygulandığı, Mahkemenin de re’sen bu hukuki nitelendirmeyi yaparak ve haksız rekabet hükümlerinin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirerek bir karar vermesi gerektiği gerekçesiyle yerel Mahkemenin kararını bozmuştur.

Bir başka örneğe baktığımızda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2005/3153 E. ve 2006/5491 K. sayılı kararında, bir sehpa tasarımını güzel sanat eseri olarak kabul etmiştir. Kararda, 2002 yılında Atilla Kuzu tarafından tasarlanan “Alaska To Baringer” adlı sehpa, “davacının özgün tasarımına konu eser” olarak nitelendirilmiş ve telif hakkı koruması kapsamında eser olarak kabul edilmiştir9. Söz konusu karar kapsamında tasarımın ne tür bir estetik değer taşıdığı veya bu değerin hangi ölçütler esas alınarak belirlendiği hususu açıkça belirtilmemiş olmakla birlikte, kararda tasarım için kullanılan “özgün” ifadesinin, “eşsiz olma/benzersizlik” anlamına geldiği ve Yargıtay’ın estetik değeri tanımlarken sıklıkla başvurduğu bir ölçüt olduğu ifade edilmiştir.

Yargıtay bir başka kararında ise duvar tabakları ve duvar şişesi modellerini eser olarak kabul etmiş olup, davaya konu olayda, dava konusu duvar tabakları ve şarap şişeleri üzerinde peri bacaları motifleri bulunmaktadır. Karardan, söz konusu tasarımlar nasıl bir estetik değere sahip olduğu anlaşılamamaktadır10. Bununla birlikte duvar tabakları ve duvar şişesi tasarımlarının eser niteliğini haiz olduğunun değerlendirildiği ve telif hakkı korumasından faydalandığı görülmektedir.

Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin bir başka uyuşmazlığa ilişkin 13.02.2006 tarih, 2005/1350 E. ve 2006/1378 K. sayılı kararında, bir tasarımın telif hakkı korumasından da yararlanabileceğini belirtmekle birlikte, çikolata ambalajı üzerindeki dalga biçimli tasarımın, estetik değer taşımadığı gerekçesiyle eser niteliğinde kabul edilemeyeceğine hükmetmiştir. Bu kararla birlikte Yargıtay, tasarımların telif hakkı koruması kapsamına girebilmesi için estetik değerin varlığını zorunlu bir unsur olarak görmüş; salt işlevsel veya sıradan nitelikteki tasarımların eser sayılmayacağı yönündeki yaklaşımını ortaya koymuştur.

Mahkemelerce verilen daha güncel tarihli kararlara bakıldığında aynı ilkenin korunduğu ve bir ürünün kümülatif korumadan yararlanması için hem SMK kapsamında tasarım hem de FSEK kapsamında eser niteliğini haiz olmak için gerekli kriterlere sahip olup olmadığının araştırıldığı görülmektedir.

Gerçekten de İstanbul 1. FSHHM’nin 2018/182 E., 2023/51 K. sayılı ve 28.02.2023 tarihli kararına konusu uyuşmazlıkta davacıların "..." ibareli eserlerinde yer alan yaratımların davalılarca "..." ibareli eserde izinsiz kullanıldığı iddia edilmiş olup, Mahkemece “FSEK’nin 2. maddesinde ilim ve edebiyat eserleri olarak ifade edilen kategorinin, herhangi bir şekilde dil ile ifade edilen, herhangi bir dilde ve herhangi bir ifade aracı (söz, yazı, rakam, şekil, çizgi veya simgeler) ile ortaya konulan eserleri içine aldığı, davaya konu iki kitabın da eser olarak değerlendirilmesi gerektiği, aynı zamanda davacıya ait kitapta kullanılan sayfa tasarımı ile davalı tarafa ait kitapta yer alan sayfa tasarımının, öğelerinin birbirlerine ve tasarımın bütününe göre olan ebat, oran ve ilişkilerinin benzer oldukları, tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı” ifadelerine yer vermiş ve sonuç olarak hem SMK hem FSEK kapsamında tazminata hükmedilmiştir.

Bu hususta bir diğer karar İstanbul Anadolu 1. FSHHM tarafından verilmiş olup, 2022/279 E., 2024/113 K. sayılı ve 25.04.2024 tarihli karara konu uyuşmazlıkta davacı taraf, kendi stant tasarımının davalı tarafından izinsiz olarak kullanıldığını ve SMK kapsamında düzenlenen tescilsiz tasarımdan kaynaklı haklarının ihlal edilmesine ek olarak dava konusu stant projesinin aynı zamanda kendisinin hususiyetini taşıyan bir eser olduğunu ileri sürmüştür. Mahkeme tarafından SMK anlamında bir ürünün tasarım olmasının onun eser vasfını etkilemeyeceği not edilmekle beraber somut olaydaki tasarımın belirli bir teknik bilgiye sahip herkes tarafından çizilebilecek bir stant projesi olduğu ve sahibinin hususiyetini de taşımadığı dikkate alındığında, FSEK anlamında bir eser olmadığına karar verilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (“BAM”) 44. Hukuk Dairesi ise 2023/276 E., 2025/905 K. sayılı ve 19.06.2025 tarihli kararına konu bir diğer uyuşmazlıkta davalı şirketin, davacının izni olmaksızın davacıya ait yedi adet eseri hukuka aykırı olarak aldığı, tekstil ürünlerinde kullandığı ve bu ürünleri internetten satışa sunduğunu, davaya dayanak yapılan ve davalı tarafından kopyalandığı iddia edilen davacıya ait tasarımların hem FSEK kapsamında "eser" hem de SMK kapsamında "tasarım" niteliğinde olduğu iddia edilmiştir. BAM “…davaya konu edilen “...” ibareli grafik tasarımın estetik ve özgün nitelik taşıdığı, bu nedenle 5846 sayılı FSEK m.4/6 kapsamında güzel sanat eseri, aynı zamanda FSEK m.2/3 kapsamında endüstriyel tasarım ve reklam metni olarak korunabileceği anlaşılmaktadır.” değerlendirmelerinde bulunmuştur. Diğer bir anlatımla, BAM, söz konusu tasarımların aynı zamanda eser niteliğini haiz olduğunu ve telif hukuku bakımından korunabileceğini kabul etmiştir. Ancak, somut olayda davacı eserin sahibinin kendisi olduğunu kanıtlayamadığından dava reddedilmiştir.

ii) Yurtdışında Verilen Yargı Kararları:

Türk yargı kararlarının ardından telif ve tasarım hukukunun kümülatif korumasına ilişkin yurt dışında, özellikle Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’nde verilmiş yargı kararlarını da incelemenin önemli olduğu kanaatindeyiz. 

Bu kapsamda Avrupa Birliği içtihatları incelendiğinde, çoğunlukla Türk Yargı kararları ile benzer ölçütlerin benimsendiği ve benzer sonuçlara varıldığı görülmektedir. Örneğin, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (“CJEU” ya da “ABAD” olarak anılacaktır) Cofemel – Sociedade de Vestuário SA v. G-Star Raw CV (C-683/17) sayılı davasına ilişkin kararı, konuya ilişkin ilkeleri ortaya koyan en önemli ve emsal nitelikteki karar olarak kabul edilmektedir11. Özetle, bu kararla CJEU, bir tasarımın telif hakkı korumasından yararlanabilmesi için tek şartın “hususiyet/özgünlük” olduğunu hükme bağlamıştır. İşbu karar, konuyla ilgili en kapsamlı ve yönlendirici içtihat olması bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu sebeple bu kararın detaylarından ve uyuşmazlık geçmişinden biraz daha bahsetmek isteriz. Şöyle ki; 2013 yılında kıyafet üretimi ve satışı üzerine faaliyet gösteren G-Star, yine bu alanda faaliyet gösteren Cofemel’i, bazı giyim ürünleri bakımından telif hakkı ihlali iddiasıyla Portekiz’de dava etmiştir. G-Star, “ARC” ve “ROWDY” adlı kot pantolon ve tişört tasarımlarının özgün fikri yaratımlar olduğunu ve bu nedenle “eser” sayılarak telif korumasından yararlanması gerektiğini ileri sürmüştür. Buna karşılık Cofemel, söz konusu ürünlerin “eser” niteliği taşımadığını ve dolayısıyla telif hakkı korumasına konu olamayacağını savunmuştur. 

Daha sonra dava Adalet Divanına taşınmış ve kıyafet tasarımları gibi kullanıma yönelik, işlevsel bu tür tasarımların, estetik bir görünüme sahip oldukları için telif hakkı koruması elde etmelerinin, AB hukukuna uygunluğu sorulmuştur.

CJEU tarafından verilen kararda;

  • Tasarımların telif hakkı kapsamında korunabilmesi için daha yüksek bir özgünlük eşiğinin belirlenmesi gerekmediği,
  • Ancak, kullanım amaçlarından bağımsız olmak üzere bu tür tasarımların, sadece estetik bir değere sahip olmalarının, telif hakkı kapsamında eser olarak sınıflandırılabilmesi için yeterli bir kriter olmadığı,
  • Estetik güzellik değerlendirmesinin subjektif bir beğeniye dayandığı ve sahibinin hususiyetini taşıma kriterini karşılamadığı,
  • Tasarım korumasının işlevsel ve seri üretime uygun tasarımları, telif hakkı korumasının ise eser niteliğindeki tasarımları kapsadığı ve bu bağlamda iki koruma türünün farklı amaçlara hizmet ettiği,

vurgulanmıştır. Bu açıdan iki koruma türünün amaç ve etkinliklerini kaybetmemesi adına, kümülatif korumanın sadece belli durumlar için kullanılması gerektiği ifade edilmiştir.

AB mevzuatında “eser” kavramının kapsamı açıkça tanımlanmadığından, CJEU kendi hukuki değerlendirmesini ortaya koymuş ve bu kararla, tasarımların telif korumasına tabi olabilmesi için gerekli kriterleri sistematik biçimde açıklamıştır. Genel kural olarak, tasarımlar, telif hakkıyla korunan eserlerle aynı şekilde değerlendirilmez. Ancak Avrupa Birliği mevzuatı, tasarım koruması ile telif hakkı korumasının birbirini dışlamadığı, diğer bir deyişle kümülatif biçimde uygulanabileceği bir sistem benimsemiştir. Dolayısıyla, bir tasarım, yukarıda belirtilen iki koşulu – özgün bir nesnenin (yaratımın) varlığı ve fikri yaratımın ifadesi olması – sağladığı takdirde, Direktif anlamında “eser” olarak kabul edilip telif hakkı korumasından yararlanabilir12.

Cofemel – Sociedade de Vestuário SA v G-Star Raw CV C 683/17

Diğer yandan, ABAD, oldukça güncel 04.12.2025 tarihli Mio (C 580/23) ve Konektra (C 795/23) birleştirilmiş davalara ilişkin vermiş olduğu kararında yukarıda bahsi geçen Cofemel kararına atıfta bulunarak, her ne kadar 12 Eylül 2019 tarihli Cofemel (C 683/17, EU:C:2019:721) kararında, tasarım koruması ile telif korumasının eş zamanlı olarak verilebileceği değerlendirilmişse de bu kümülatif korumanın ancak istisnai durumlarda söz konusu olabileceğini ifade etmiştir.

İlk uyuşmazlıkta davacı “Mio” mobilya tasarımının telif hakkı bakımından ihlal edildiğini iddia etmektedir. Davalı ise davacıya ait mobilya tasarımların telif koruması elde edecek kadar özgün olmadığını savunmaktadır. İlk derece mahkemesi, davacının iddialarını haklı bularak, davacıya ait masaların uygulamalı sanat eseri olarak telif hakkıyla korunduğunu ve davalıya ait dava konusu ürünlerin telif hakkını ihlal eder nitelikte olduğunu tespit etmiştir.

İkinci olayda ise davacı “USM” mobilya sistemleri üzerinde faaliyet göstermekte olup, davalı Konektra ise USM’nin ürünleriyle uyumlu yedek parçalar sunmaktadır. USM işbu uyuşmazlıkta Konektra’nın yalnızca yedek parça sunmadığını, kendi mobilya sistemlerini ihlal eder nitelikte mobilya sistemleri de sunduğunu ve bu durumun uygulamalı sanat eseri olarak korunan telif hakkını ihlal ettiğini iddia etmektedir. İlk derece mahkemesi, davacının iddialarını kabul etmiştir.

Asplund’un Palais Royal Serisine Ait Masa Görseli13

Mio’nun Cord Mobilya Serisine Ait Masa Görseli14

Bu kararları takiben taraflar uyuşmazlığı üst derece mahkemesine taşımıştır. Üst Mahkeme ise davanın görülmesini durdurmaya ve ABAD’a başvurmaya karar vermiştir.

ABAD, telif ve tasarımın koruma şartlarına ve farklılıklarına değindikten sonra farklı amaçları ve nitelikleri dolayısıyla tasarım olarak korunan bir yaratıma telif hakkı koruması sağlanmasının uygun düşmeyeceğine karar vermiştir. ABAD bu hususta şu farklılıklara dikkat çekmiştir: tasarım korumasının amacı, yeni ancak seri üretime elverişli olan konuları korumak olup, işbu koruma sınırlı sürelidir ve böylelikle rekabet aşırı derecede kısıtlanmamış olur. Telif hakkına bağlı koruma ise, eser olarak sınıflandırılmayı hak eden konularla sınırlı olup, süresi tasarımlara kıyasla daha uzundur.

Sonuç olarak ABAD telif hakkı ihlalinin tespitinde iki eserin genel izlenim bakımından karşılaştırılmasının belirleyici olamayacağı, zira bu kıstasın tasarım korumasına yönelik olduğu ve telif hakkı ihlalini tespit etmek için, hangi özgün unsurların izinsiz olarak kullanıldığının ve telif hakkıyla korunan unsurun tanınabilir biçimde yeni yaratımda görülüp görülmediğinin araştırılması gerektiği yönlendirmelerinde bulunmuştur.

ABD’de verilen kararlara bakıldığında ise, ABD’de tasarımların telif hakları ile korunması denilince akla ilk gelen olgu, “useful article” doktrinidir. ABD’de görülen Star Athletica v. Varsity Brands davası moda tasarımlarının hukuki olarak korunması hususunda önemli bir yeri olan “useful article” doktrininin oluşmasında ciddi rol oynayan bir karardır16.

ABD içtihatlarına göre, useful article yalnızca, estetik unsura sahip olmaları ve estetik unsularının, bu eşyaların işlevsel (faydalı) yönlerinden ayrılabilir olması hâlinde telif hakkı korumasına tabi olabilmektedir. Zira, useful article, ABD Fikri Mülkiyet Hukuku uyarınca faydalı model veya patent koruması kapsamına girmektedir17. Başka bir ifadeyle, useful article, fiziksel veya kavramsal olarak ayrılabilir nitelikte estetik bir unsura sahip olması hâlinde, telif hakkı hukuku kapsamında resim, grafik veya heykel eseri olarak korunabilir.

Varsity Brands, Inc. (“Varsity”) vs. Star Athletica, LLC (“Star”) davasında, ABD Yüksek Mahkemesi, bir “useful article”ın belirli bir özelliğinin telif hakkı korumasından yararlanıp yararlanamayacağı konusunda önemli bir karara imza atmıştır.

Uyuşmazlık, Varsity şirketinin, tasarımlarına ilişkin iki boyutlu çizimlerin telif tescilini alması ve bu tasarımların Star şirketinin tasarımlarına büyük ölçüde benzemesi üzerine ortaya çıkmıştır. Varsity Brands, Star Athletica’nın amigo kız kıyafetlerinin kendi tasarımlarla benzerlik içerdiğini iddia etmiş ve söz konusu amigo kız üniformasının telif hakkına tabii olduğunu iddia etmiştir. Star Athletica ise savunmasında amigo kız elbiselerinin çizgilerinin, şeritlerinin ve tasarımının bağımsız yaratıcı bir fonksiyonu olmadığı ve bu çizgilerin, şeritlerin ve tasarımın “bilgilendirme” amaçlı bir fonksiyonu olduğunu belirtmiştir. Diğer bir deyişle, telif hakkına tabi olduğu iddia edilen unsurların, kıyafetin bir amigo üniforması olduğuna işaret eden unsurlar olduğu ve bundan bağımsız olarak estetik bir değer taşımadığını iddia etmiştir18.

İlk derece Mahkemesi, söz konusu tasarımların üniformanın işlevselliğiyle bütünleşik olduğunu ve bu nedenle telif hakkı korumasına konu olamayacağını belirtmiş ve ilk derece Mahkemesinin kararı ABD Temyiz Mahkemesi tarafından bozulmuştur.

Üst derece Mahkemesi amigo kızların üniformalarının üzerindeki çizgiler, şeritler, renkli klişelerin unsurlarının telif hakkı kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, resimli, grafik ya da heykelsi tasarım unsurlarının teklif hakkı korunması altına alınacağına karar verilmesinde nelere dikkat edilmesi gerektiği soruları üzerinde durmuştur. Mahkeme bu sorular ışığında kararında “useful article” doktrinini oluşturmuştur. “Useful article” yapısal olarak faydalı bir fonksiyonu olan bir tasarım olup bu tasarımın telif hakları kapsamında korunabilmesi için tasarımın fayda sağlayan unsurlarının, estetik unsurlardan ayrılabilir olması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca bu konuyla ilgili karar verilirken iki temel sorunun cevaplanması gerekmektedir. Telif hakkına tabi olduğu iddia edilen unsur:

  1. “useful article”dan bağımsız iki veya üç boyutlu bir sanat eseri olarak algılanabilir mi?
  2. “useful article” ile birleşmiş olan tasarımdan bağımsız olarak düşünülebiliyorsa, kendi başına veya başka somut bir ifade aracına bağlanmış olarak korunabilir bir resimli, grafik ve heykelsi tasarım olarak nitelendirilebilir mi?

Bu karar ile Mahkeme, useful article üzerindeki estetik unsurların, işlevsel unsurdan tamamen bağımsız olmasa bile telif koruması kapsamına alınabileceği yönünde önemli bir içtihat oluşturmuştur. Bununla birlikte, Yargıç Ruth Bader Ginsburg, bir ayrık görüşte bulunarak, yukarıda bahsi geçen ayrılabilirlik (separability) analizinin gereksiz olduğunu savunmuştur. Ginsburg’a göre, söz konusu tasarımlar zaten açık biçimde resimsel, grafiksel veya heykelsi eser niteliğinde olduklarından, bunların doğrudan telif koruması kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir19.
Star Athletica, LLC v. Varsity Brands, Inc.

 

Yukarıdaki görselde telif hakkına tabi tasarım solda (siyah-beyaz), telif hakkını ihlal ettiği iddia edilen tasarım sağda (mavi-kırmızı) yer almaktadır.

Esasen ABD’de “useful article” ilkesi ortaya konmadan uzun yıllar önce de telif ve tasarım hakkının kümülatif bir şekilde korunduğu kararlar söz konusudur. Gerçekten de 1980 yılında görülen Kieselstein v. Cord davasında; takı, kemer tokası ve deri ürünler üreten marka, kemer tokası tasarımının birebir kopyalandığı gerekçesi ile dava açmış, Federal Mahkeme neticesinde aldığı kararda ise kemer tokası tasarımının, tasarımın bütününden ayrılabileceği bu nedenle de telif hukuku korumasından yararlanabileceği sonucuna ulaşmıştır. Bu kapsamda yalnızca kemer tokası telif korumasından yararlanmış, kemerin geri kalan öğeleri ise koruma kapsamının dışında bırakılmıştır.

V) Sonuç

Tasarım hukuku (SMK altında koruma) ile telif hukuku (FSEK altında koruma) arasındaki kesişim, yaratımların niteliğine göre kümülatif korumayı mümkün kılarak hak sahiplerine güçlü ve esnek bir koruma zemini sunar. Bir tasarım, yenilik ve ayırt edicilik şartlarını sağlaması halinde SMK kapsamında; sahibinin hususiyetini taşıması ve FSEK’teki eser türlerinden birine girmesi hâlinde ise telif hukuku kapsamında korunabilir. Böylece tek bir yaratım hem tescilli/tescilsiz tasarım olarak hem de “eser” olarak hak doğurabilir.

Yargı uygulamaları, bu ikili korumanın somut olayın koşullarına göre kabul edildiğini göstermektedir: Türk Mahkemeleri, estetik değeri ve özgünlüğü öne çıkan tasarımları zaman zaman “güzel sanat eseri” olarak da nitelendirmiş; kimi dosyalarda tasarım tecavüzü yanında telif hakkı ihlalini de tespit etmiştir. Diğer yandan, estetik değer taşımayan veya salt işlevsel öğeler içeren tasarımların telif koruması kapsamına girmeyeceği vurgulanmıştır. AB’de Cofemel kararı “özgünlük/hususiyet” ölçütünü temel alırken; ABD’de Star Athletica içtihadı “useful article” yaklaşımıyla işlevsel unsurdan ayrılabilen estetik öğelerin telif korumasına erişimini kabul etmiştir. Bu tablo, farklı sistemlerin ortak paydasında “yaratıcı katkı/özgünlük/hususiyet” ve “işlevsel olandan ayrılabilen estetik ifade” ölçütlerinin belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır.

Uygulamada, kümülatif koruma stratejisi hem tescilin sağladığı ispat ve tecavüz varsayımlarından yararlanmayı, hem de telifin tescilsiz ve derhal doğan korumasıyla ihlallere karşı daha geniş bir araç seti kullanmayı mümkün kılmaktadır. Ancak, her vaka özelinde eserin/ürünün hangi yönünün korunmak istendiği (estetik ifade mi, ürünün görünümü mü, işlevsel tasarım tercihleri mi) dikkatle ayrıştırılmalı; estetik değeri ve özgünlüğü somut delillerle desteklenmelidir. Kümülatif koruma, amaç ve araçların birbirine karışmasına değil, birbirini tamamlamasına hizmet ettiği ölçüde etkilidir.

Sonuç olarak, yaratımların tasarım ve telif rejimleri kapsamında birlikte korunması hukuken mümkündür ve çoğu durumda tavsiye edilir. Ne var ki bu, otomatik bir sonuç değildir: özgünlük, estetik değer, yenilik ve ayırt edicilik koşullarının olgusal olarak ispatı; ayrıca işlevsel unsurlardan ayrılabilen estetik ifadenin belirlenmesi kritik önem taşımaktadır. Dolayısıyla doğru konumlandırılmış bir kümülatif koruma stratejisi hem önleyici hem de giderici hak arama yollarında hak sahibine en kapsamlı biçimde koruma sağlayabilmektedir.

[1] Güldeniz Doğan Alkan, Cansu Evren, Bengü Şen Gürakan, “Moda Hukukunun Doğuşu ve Gelişimi”, Legal Fikri ve Sınai Haklar Dergisi,  February 25, 2022 (https://gun.av.tr/tr/goruslerimiz/guncel-yazilar/moda-hukukunun-dogusu-ve-gelisimi).
[2] Att. Duygu Keser, “Türk Hukukunda Moda Tasarımlarının Telif Hakkı ile Korunması”, https://www.ozgunlaw.com/makaleler/turk-hukukunda-moda-tasarimlarinin-telif-hakki-ile-korunmasi-427.
[3] Att. Duygu Keser, “Türk Hukukunda Moda Tasarımlarının Telif Hakkı ile Korunması”, https://www.ozgunlaw.com/makaleler/turk-hukukunda-moda-tasarimlarinin-telif-hakki-ile-korunmasi-427.
[4] Endüstriyel Tasarımların Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kapsamında Korunması, p. 432.
[5] Dr. İsmail Fidan, “Endüstriyel Tasarımların Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kapsamında Korunması” (2011), Dergi Pak, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Vol:2 Issue:2, p. 425. MODA HUKUKU.
[6] Gün+Partners, “Telif Haklarının Diğer Haklar ile Kesişmesi”, March 24, 2020 https://gun.av.tr/tr/goruslerimiz/guncel-yazilar/telif-haklarinin-diger-haklar-ile-kesismesi#top
[7] Gün+Partners, Telif Haklarının Diğer Haklar ile Kesişmesi, March 24, 2020 https://gun.av.tr/tr/goruslerimiz/guncel-yazilar/telif-haklarinin-diger-haklar-ile-kesismesi#top
[8] Gün+Partners, Telif Haklarının Diğer Haklar ile Kesişmesi, March 24, 2020 https://gun.av.tr/tr/goruslerimiz/guncel-yazilar/telif-haklarinin-diger-haklar-ile-kesismesi#top
[9] Turkish Patent and Trademarks Office, Designs Deaprtment, “Tasarım Tescili ve Telif Hakkı Koruma Kapsamının Kesiştiği Durumlar ve Uluslararası Uygulamaların Değerlendirilmesi, Thesis”, Seçil Coşkun, Court of Cassation; 11th Civil Chamber, merits no. 2005/3153, decision no. 2006/5491, 2006. See: Kalender, E.; 2015, a.g.e., p. 113. / Suluk/Orhan, p.791-792.
[10] Emre Kalender, “Alman Federal Mahkemesi’nin (BGH) 13.11.2013 Tarihli I ZR 143/12 Sayılı “Doğum Günü Treni” Kararının Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku Açısından Önemi ve Türk Hukukuna Etkisi”, TFM 2015/1, p. 113.
[11] “Cofemel v G-Star Raw (C-683/17) and its effect on UK copyright law before and after Brexit” https://www.bristows.com/viewpoint/articles/cofemel-v-g-star-raw-c-683-17-and-its-effect-on-uk-copyright-law-before-and-after-brexit/
[12] “Copyright: protection of designs as copyright works” https://www.twobirds.com/en/insights/2020/global/copyright-protection-of-designs-as-copyright-works
[13] https://www.asplund.org/tables-asplund/palais/
[14] https://www.mio.se/p/cord-matgrupp-med-6-stolar/391250?id=M2110917
[15] Star Athletica, L.L.C. v. Varsity Brands, Inc., 137 S. Ct. 1002 (2017).
[16] Güldeniz Doğan Alkan, Cansu Evren, Bengü Şen Gürakan, “Moda Hukukunun Doğuşu ve Gelişimi”, Legal Fikri ve Sınai Haklar Dergisi,  February 25, 2022 (https://gun.av.tr/tr/goruslerimiz/guncel-yazilar/moda-hukukunun-dogusu-ve-gelisimi).
[17] Leonard J., Norman. “Applying Copyright Law to Useful Articles –A Dispute Over Cheerleading Uniforms May Result in a New, Unified Test”, https://www.wardandsmith.com/articles/applying-copyright-law-to-useful-articles.
[18] Güldeniz Doğan Alkan, Cansu Evren, Bengü Şen Gürakan, “Moda Hukukunun Doğuşu ve Gelişimi”, Legal Fikri ve Sınai Haklar Dergisi,  February 25, 2022 (https://gun.av.tr/tr/goruslerimiz/guncel-yazilar/moda-hukukunun-dogusu-ve-gelisimi).
[19] "Star Athletica, LLC v. Varsity Brands, Inc." Oyez, www.oyez.org/cases/2016/15-866.

Fikri Gündem AIPPI Türkiye Bülteni bu içeriği 04 Nisan 2026 tarihinde yayınlamıştır.

 

 

Telif HaklarıMarkalar ve Tasarımlar

Güldeniz Doğan Alkan ve Cansu Evren

Biyometrik Verilerin Korunması Hakkında Güncel Gelişmeler Anayasa Mahkemesi’nden İki Ortaklı Limited Şirketlerde Ortaklıktan Çıkarma Rejimi ile İlgili İptal Kararı