TÜRKONFED Akademi: Verimlilik ve KOBİ’ler

Dünya Bankası’nın “Türkiye’de Firma Verimliliği ve Ekonomik Büyüme” raporu, Türkiye’de mikro düzeyde firma verimliliğini incelerken, bu durumun Türkiye’nin ekonomik büyüme ile olan ilişkisini de makro düzeyde ele alıyor.

Raporda, firma verimliliği sanayi, inşaat ve hizmetler sektörlerinde ayrı ayrı incelenirken, verimlilik aynı zamanda toplam faktör verimliliği bağlamında da hesaplanıyor. KOBİ Perspektifi bülteninin Ağustos 2019 sayısında da belirttiğimiz üzere raporun sonuçlarının ciddi bir şekilde ele alınması önem arz ediyor; özellikle Türkiye’nin uzun dönemli büyüme stratejisinde firma ve sektörler bağlamında kaynak dağıtımının yeniden düzenlenmesi gerekliliği öne çıkıyor.

Önceki bültenimizde birinci başlıktan ortaya çıkan önemli sonuçları ve önerileri özetlemiştik. Bu bültende ise raporun sektörel ve firma ölçeği bazında verimliliği ele aldığı sonuçları ele alıyoruz.

  • Son on yılda imalat sanayinde bazı sektörler haricinde verimlilik sabit düzeyde seyretmiştir. Dış ticarete açık olan sektörlerin yabancı yatırımı çektiği ancak imalat sanayinin geneline bakıldığında 2011 yılından bu yana tahsise dayalı verimin azaldığı görülmektedir. Firma ölçeği özelinde ortaya çıkan önemli sonuç, imalat sanayi firmalarının %70’inin mikro ve küçük ölçekli firmalardan oluşması, buna karşılık sektörün katma değerinin üçte ikisinin büyük ölçekli firmalar (250 kişi üstü istihdam yaratan firmalar) olmasıdır. Dolayısıyla büyük ölçekli firmalar, tahsise dayalı firma verimliliğinin azalmasını telafi etmiştir. Ancak bu firmaların toplam faktör verimliliği de zamanla azalmıştır.
  • Büyüyen fakat düşük verimlilik düzeyinde olan inşaat sektöründe tahsise dayalı verimlilik sorunu görülmektedir. Düşük nitelikli çalışan istihdam eden ve fazla inovasyon gerektirmeyen inşaat sektörü, son on yılda verimliliğinin düşme hızına ters oranda bir kaynak tahsisi elde etmiştir.
  • Hizmetler sektöründe tahsise dayalı verimlilik ve sektör içi verimlilik azalmaktadır. Hizmetler, düşük bilgi gerektiren ve düşük verimlilik düzeyine sahip sektörlerde yoğunlaşmaktadır. 2009 yılında bu yana kaynak tahsisi verimliliği azalmakta ve bu durum firma için verimlilik azalışı ile tetiklenmektedir.
  • Bazı sektörler büyümeyi hızlandıracak potansiyele sahip olmakla birlikte rekabet, kabiliyet ve bağlantılarının gelişime ihtiyaç duymaktadır. Temel ilaç sektörleri, kimya, motorlu araçlar ve ulaşım ekipmanları sektörleri verimlilik artışı, inovasyon ve ticaret anlamında yüksek potansiyele sahip sektörler olup (ilaç sektörü hariç) istihdam yaratma potansiyeline de sahiptirler.

Aşağıda yer alan 26 numaralı şekilde işgücü verimliliği ve toplam faktör verimliliğinde süregelen azalma eğiliminin son 2 yılda tekrar artışa geçtiği ve 27 numaralı şekilde ise 2006-2016 yılları arasında imalat sanayi sektöründe sabit düzeyde devam eden verimlilik artışına karşılık inşaat ve hizmetler sektörlerinin verimlilik düzeylerinde azalma olduğu görülmektedir.

Kaynak: Dünya Bankası, Türkiye'de Firma Verimliliği ve Ekonomik Büyüme Raporu

Dünya Bankasının bu raporda tespit edilen sorunlara getirdiği öneriler sırayla (1) imalat sanayi sektöründe yaşanan kaynak tahsisi sıkıntılarının önüne geçmek için kaynaklar verimliliği düşük firmalardan verimliliği yüksek firma ve sektörlere tahsis edilmeli, yerel ve uluslararası tedarik zinciri bağları güçlendirilmeli, (2) inşaat faaliyetlerine sağlanan kaynak tahsisi azaltılmalı, (3) hizmet sektörlerinde yabancı yatırım rejimi serbestleştirilmelidir.