Kalkınma İçin Yapısal Reformlar Toplantısı'nın Altıncısı Antalya'da Düzenlendi

TÜRKONFED ve Daha İyi Yargı Derneği iş birliği ile düzenlenen “Türkiye’nin ikilemi: Orta Gelir ve Orta Demokrasi Tuzağı Raporu” toplantı serisinin 6’ıncısı Antalya’da gerçekleşti. Toplantının açılış konuşmasını yapan TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, küresel yatırımcı çekmenin tek şartının ekonomik göstergeler olmadığını belirterek, “2017 yılı sonunda 4.80’e gerileyen demokrasi endeks değerimizin, 8.00 puan üstü olan ‘Tam Eksiksiz Demokrasi’ seviyesine gelmesi için Orta Gelir, Orta Demokrasi ve Orta Eğitim tuzaklarından kurtulmamız gerekiyor. Bunun için topyekün seferberlik başlatmalıyız” dedi.

Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün ise, “Türkiye’nin orta gelir tuzağından kurtulması için, sermaye hareketlerinden yatırıma ve üretime, kamu yönetiminden seçim sistemine kadar pek çok alanda hukuki altyapının iyileştirmesine ihtiyaç var. 21. Yüzyılda bir Türkiye mucizesi yaratmamız için milli gelir endeksimiz ile birlikte hukukun üstünlüğü yoluyla demokrasi endeksimizi ileri seviyelere yükseltmemiz şart” diye konuştu.

19 Aralık 2018 – Antalya /  Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ve Daha İyi Yargı Derneği iş birliği ile düzenlenen “Türkiye'nin İkilemi; Orta Gelir ve Orta Demokrasi Tuzağı Raporu” toplantı serisinin altıncısı Antalya’da düzenledi. TÜRKONFED üyesi federasyonlardan BAKSİFED’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda “Kalkınma için Yapısal Reformlar” ana teması ele alındı.

Toplantının açış konuşmalarını TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Erdoğan yaptı. Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av Mehmet Gün, “Orta Demokrasi Sorunları ve Çözüm Yolu’ konulu bir sunum yaparak aynı isimli eserindeki orta gelir ve orta demokrasi aralığından çıkış için hukukun üstünlüğünün ve hesapverirliğin sağlanmasının gerekli ve yeterli olduğunu açıkladı ve bu hususta tespit ve çözüm önerilerini paylaştı. Sunumun ardından düzenlenen Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ moderatörlüğündeki panelde Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Mahfi Eğilmez ile Mehmet Gün, ülkelerin ekonomileri, gelişmişlik düzeyleri ile demokrasileri arasındaki kuvvetli bağı ve Türkiye’nin orta gelir seviyesinden daha yukarıya gidebilmesi için gerekli yapısal reformları ve özellikle ekonomi ile hukukun üstünlüğü arasındaki ilişkiyi anlattılar.

Orhan Turan: “Ekonomik göstergeler küresel yatırımcı için tek başına yeterli değil”

“Gelişmiş bir ekonomi için gelişmiş bir demokrasinin şart” olduğunu dile getiren TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, “500 milyar dolarlık ihracat, 2 trilyon dolarlık Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH), kişi başı 25 bin dolarlık milli gelir hedefliyorsak; demokrasi endeksimizin de tam eksiksiz demokrasi puanı olan 8’in üstüne çıkmasını hedeflememiz şart. Aynı geminin içindeyiz ve geminin yüzmeye devam etmesi için bunu hep birlikte başarmak zorundayız” dedi.

“Ekonomi de geçici pansumanlara değil, kalıcı tedaviye ihtiyacımız var. Bunun yolunun da hem ekonomik hem de demokratik alanda, yapısal reformlardan geçtiğine inanıyoruz” diyen Turan, şöyle devam etti: “Ekonomi ile demokrasi arasında dolaylı değil, doğrudan bir ilişkinin olduğunu unutmamalıyız. Uluslararası yatırımcılar aynı zamanda; “Yüksek demokrasi standartları, hukukun üstünlüğü, fikir ve ifade özgürlüğü” gibi evrensel değerlere de bakıyor. Reformlarla, demokrasimizi ve ekonomimizi güçlendirip, belirsizlikleri azaltabiliriz. “The Economist- Demokrasi ve Gelir Endeksi”nde 1996 yılında 3,30 olan demokrasi endeksimiz, 2009’da 5,76’ya yükselirken; kişi başı milli gelirimiz de 3 bin dolardan, 10 bin 800 dolara çıkmıştı. Yani ülkemiz Orta Gelir Tuzağı’nı aşmanın eşiğindeydi. Hatta 2012 yılında 12 bin 800 dolar seviyelerini gördük. 4.80 puanla endekste, 2017 yılı itibariyle maalesef dünyada 100. sırada yer alıyoruz.  Tam eksiksiz demokrasi seviyesine gelmemiz için ise hedefimizin 8 puan ve üstü olması gerekiyor. Ülkemizin bir kalkınma hikayesi yaratmasını engelleyen 3 önemli tuzaktan; Orta Gelir, Orta Demokrasi ve Orta Eğitim tuzaklarından kurtulması için topyekûn seferberlik başlatmalıyız.”

BAKSİFED Başkanı Abdullah Erdoğan ise, hedeflerinin bölgesel ve sektörel kalkınmaya vizyon sağlamak olduğunu belirterek, “Yeni bir kalkınma modeli olmadan orta gelir tuzağından çıkamayacağımızı düşünüyorum. İsrail’de kişi başına milli gelir 40 bin, Kuveyt’te 30 bin dolar, Suudi Arabistan’da ise 22 bin dolar seviyesinde. Bu ülkeler orta gelir tuzağını aşmış olsa da orta demokrasi tuzağını aştıkları söylenemez. Bu iki ayağın birlikte yürütülmesi gerekir. Eleştirilerimizi kırmadan, ötekileştirmeden söylemeli, yapıcı olmalıyız. Son 9 yılda hem milli gelir hem demokrasi adına yeni bir başarı hikayesi yazamadık. Biz STK’lar olarak sorunu ve çözüm önerilerini ortaya koymakla yükümlüyüz” şeklinde konuştu.

Mehmet Gün: “Güney Kore olmanın yolu hesap verebilir olmaktan geçiyor”

Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana büyük başarılara imza attığını, kağnılarla kazanılan kurtuluş savaşından sonra kıt kanaatlerle ve eğitim yoluyla ilerleyen ülkenin, ülkesini ve kendisini geliştirmek için emsalsiz özverilerle çalışan vatan evlatlarının omuzlarında yükselerek bu günlere geldiğini vurguladı. Gelinen bu zorlu yolda inişler ve çıkışlar olmasının tabii olduğunu ancak gelinen noktada erişilmiş olan milli gelir orta aralığından daha yukarılara çıkabilmek için çalışmak gerektiğini kaydeden Gün, bunun için de eğitim, hukuk ve yönetimi konusunda yapısal reformların yapılmasının gerektiğini söyledi. Gün, bu reformların yapılmasının Türkiye’yi ileriye taşıyacağını ve bunun sayesinde orta gelir tuzağının aşılabileceğini vurguladı.

Günümüzde şirketlerin bile en demokratik yönetim sistemlerini benimseyerek hissedarından, en alt düzey çalışanından CEO’suna kadar bütün çalışanlarının fikirlerini özgürce ifade ederek yönetime katıldığına işaret eden Gün, demokratik yönetim sistemlerinin şirketleri ileriye taşıma konusundaki önemini uluslararası iş dünyasından örnekler vererek anlattı. İngiltere’nin teknolojik buluşlarla sanayi devrimini başlatmasının hukuk sisteminin sağladığı özgür fikir ve adil rekabet ortamında buluşçuların yarışması sonucunda ortaya çıktığını, bunun da İngiltere’ye onlarca yıl süren ve hala faydalarını gördüğü refah getirdiğini anlatan Gün; hukukun üstünlüğü, hesapverirlik, demokrasi ve ekonomi ilişkisine dikkat çekti.

“Orta demokrasi seviyesinde olan ülkeler, gelir olarak da orta seviyelerde” diyen Gün, şöyle devam etti: “Türkiye’nin orta gelir tuzağından kurtulması ve milli gelir sıralamasında bir üst lige çıkması için, ülkeye, kurumlarına ve işleyişlerine içeride ve dışarıda güven veren, toplumda dayanışma, işbirliği ve yapıcı rekabeti teşvik eden, uyuşmazlıkları uzlaştıran, hukukun her alanda üstün olduğu, kamu yetkilerinin görev amacına uygun olarak kullanıldığı hususunda hesapverirliği ve nihayetinde kamu görevlilerin ibrasını ve dolayısı ile görevlerini layık olduğu şekilde yapmalarını sağlayan, sermaye hareketlerinden yatırıma ve üretime, kamu yönetiminden seçim sistemine kadar pek çok alanda reform ve iyileştirmelere ihtiyaç var. 21. Yüzyılda Türkiye mucizesi yaratabilmemiz için ister kamu ister özel sektör olsun hukukun üstünlüğü ve hesapverirliğin sağlıklı olarak işletilmesi zorunludur. Milli gelir endeksinin yükseltilebilmesi için demokrasi endeksinin yükseltilmesi, bunun için de hukukun üstünlüğünü ve hesapverirliği sağlamak gerekir. Başarılı şirketlerin yönetimi ne kadar katılımcı, ne kadar şeffaf, hesapverir ve adil ise, başarı ve karlılıkları o oranda arttığı gibi ülkeler de hukukun üstün olduğu, yönetimi herkesin etkin olarak katıldığı, kuralların ve hesapverirliğin hakim olduğunda toplumun üretme, kalkınma yetenekleri artar ve bu da refahı sürdürülebilir olarak arttırır. Sonuç olarak şirketlerimiz, sivil toplum kurumlarımız, kamu kurumlarımız ve toplumun tüm kesimleri için orta gelir tuzağını aşabilmemizin tek yolu, hukukun üstünlüğünü sağlayacak daha iyi bir yargı sistemi, şeffaflık ve hesapverirliğin başta yargı ve kamu sektörü olmak üzere toplumun her kesimine hakim kılmamız gerekiyor.”

Mahfi Eğilmez: İkinci faz yapısal reformları başlatmamız şart

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Mahfi Eğilmez, 2018 yılı itibariyle Türkiye’nin en önemli sorununun döviz kurundaki oynaklık olduğunu belirtti. 2000’lerin başında bankalardaki paranın yüzde 57’sinin döviz olduğunu hatırlatan Eğilmez, “2001 krizinden sonra gerçekleştirdiğimiz yapısal reformlarla bu oranı yüzde 24’lere kadar düşürdük. Ancak yapısal reformların ikinci kısmını yapmadığımız için bugün bankalardaki paranın yüzde 50’si yine dövize döndü” şeklinde konuştu.

Türkiye’de yapılması gereken ilk ve en önemli yapısal reformun bağımsız yargı olduğunu kaydeden Eğilmez, şöyle devam etti: “Hukuk reformu şart. Birinci aşamada bunu yapmamız lazım. İkinci aşamada Anayasa değişikliği yapmamız lazım. Siyasal partiler kanununu çıkarmamız lazım. Soru soran insanlar yetiştirmemiz için analize yönelik eğitim reformu yapmamız lazım. Çünkü ABD ve Avrupa piyasaya sürdüğü likiditeyi kısıyor. Artık paraya ulaşmak hem daha zor hem daha pahalı olacak.”