TÜRKONFED’in ‘Orta Gelir ve Orta Demokrasi Tuzağı’  toplantı serisinin 5.’si Nevşehir’de düzenlendi

TÜRKONFED ve Daha İyi Yargı Derneği iş birliği, Kapadokya SİFED ev sahipliğiyle “Türkiye'nin İkilemi; Orta Gelir ve Orta Demokrasi Tuzağı Raporu” toplantı serisinin beşincisi Nevşehir’de yapıldı. Toplantıda konuşan TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, “Demokrasi ve Gelir Endeksi’nde 2017 yılı itibariyle dünyada maalesef 100. sırada yer alıyoruz. 2017 yılı sonunda 4.80’e gerileyen endeks değerimizin, 8.00 puan üstü olan ‘Tam Eksiksiz Demokrasi’ seviyesine gelmesi için, ülkemizin 3 önemli tuzaktan; Orta Gelir, Orta Demokrasi ve Orta Eğitim tuzaklarından kurtulması gerekiyor. Bunun için topyekûn seferberlik başlatmalıyız” dedi.

1 Aralık 2018 – Nevşehir /  Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), Daha İyi Yargı Derneği iş birliği ile başlattığı “Türkiye'nin İkilemi; Orta Gelir ve Orta Demokrasi Tuzağı Raporu” toplantı serisinin beşincisini Nevşehir’de düzenledi. TÜRKONFED üyesi federasyonlardan Kapadokya Sanayici ve İş Dünyası Federasyonu (Kapadokya SİFED) ev sahipliğinde, “Kalkınma için Yapısal Reformlar” ana temasıyla düzenlenen toplantının açılış konuşmalarını TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve Kapadokya SİFED Yönetim Kurulu Başkanı Habibe Beşer yaptı.

Orhan Turan: “Yatırım çekmek için, ekonomik göstergeler tek başına yetmiyor”

Gelişmiş bir ekonomi için gelişmiş bir demokrasinin şart olduğunu dile getiren TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, “500 milyar dolarlık ihracat, 2 trilyon dolarlık dış ticaret hacmi, kişi başı 25 bin dolarlık milli gelir hedefliyorsak; demokrasi endeksimizin de tam eksiksiz demokrasi puanı olan 8’in üstüne çıkmasını hedeflememiz şart. Aynı geminin içindeyiz ve geminin yüzmeye devam etmesi için bunu hep birlikte başarmak zorundayız” dedi.

Dünyadaki gelişmelerden kendimizi soyutlamanın mümkün olmadığını vurgulayan Turan, şunları söyledi: “Küreselleşen bir dünyada, kontrolünüz dışındaki gelişmeler ekonomiye yansıyor. Artık sıcak para dönemi sona erdi. Ülkelere yatırım çekmek için, ekonomik göstergeler, tek başına yetmiyor. Ekonomi ile demokrasi arasında dolaylı değil, doğrudan bir ilişkinin olduğunu unutmamalıyız. Uluslararası yatırımcıların aynı zamanda; yüksek demokrasi standartları, hukukun üstünlüğü, fikir ve ifade özgürlüğü gibi evrensel değerlere de bakıyor. Bu nedenle ‘Gelişmiş bir ekonomi için gelişmiş bir demokrasi şart’ diyoruz.”

“1996 yılında başlayan demokratikleşme reformları, 2001 yılından itibaren, dünyadaki gelişmelerinde etkisiyle, ekonomik alanda ciddi atılımlar yapmamızı sağladı. Bunun izlerini, ‘The Economist- Demokrasi ve Gelir Endeksi’nde görmek mümkün” diyen Turan, şu bilgileri verdi: “1996 yılında 3,30 olan demokrasi endeksimiz, 2009 yılına geldiğimizde 5,76’ya yükseldi. Kişi başı milli gelirimiz de 3 bin dolardan, 10 bin 800 dolara çıkarak, ‘Orta Gelir Tuzağı’nın ilk eşiğini aşma noktasına geldi. Hatta 2012 yılında 12 bin dolar seviyelerini de gördük. Bugüne geldiğimizde ise; Demokrasi ve Gelir Endeksi’nde 2017 yılı itibariyle dünyada maalesef 100. sırada yer alıyoruz. 2017 yılı sonunda 4.80’e gerileyen endeks değerimizin, 8.00 puan üstü olan ‘Tam Eksiksiz Demokrasi’ seviyesine gelmesi için, ülkemizin 3 önemli tuzaktan; Orta Gelir, Orta Demokrasi ve Orta Eğitim tuzaklarından kurtulması gerekiyor. Bunun için, topyekûn seferberlik başlatmalıyız.”

Habibe Beşer: “Bölgemizde tarım, turizm ve ticareti geliştireceğiz.

Tarım, turizm ve ticaret ile küçük üretim yapan iş insanlarının ayakta tuttuğu bir ekonomiye sahip olduklarını dile getiren Kapadokya SİFED Başkanı Habibe Beşer, “Nevşehir, Niğde ve Kırşehir illerini sorumluluk alanımızda bir araya getirdik. 3T dediğimiz tarım turizm ve ticareti geliştirmeye çalışıyoruz. Bölgemiz, dünyanın en muhteşem doğal ve tarihi güzellikleri ile cennetten bir köşe. Bu illerimizdeki derneklerimiz ve üyelerimizle ortak aklı yaratıp, Kapadokya bölgesinin hak ettiği gelişimden payını almasını sağlayacağız. Bölgemizi önce ülkemize sonra dünyaya tanıtacağız. Bunu da TÜRKONFED çatısı altında hep birlikte gerçekleştirerek ülkemize de değer yaratacağız.

“Kalkınma için Yapısal Reformlar” paneli düzenlendi

Moderatörlüğünü Gazeteci-Yazar Bengü Arslan’ın yaptığı “Kalkınma için Yapısal Reformlar” paneline ise Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin ile TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün katıldı.

Panelde konuşan Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, 2019 yılında herkesin kendi işinde derinleşmesi gereken bir yıl olacağını vurguladı. O nedenle iş insanlarının kazandığı her kuruşu doğru harcaması gerektiğine işaret eden Alkin, "Kazandığınız parayı başka bir alana harcamayın, işinizi ayakta tutmaya harcayın. Hiçbir iktidar eline mikrofon alıp dövizle borçlanın dememiştir. O yüzden çuvaldızı biraz da kendimize batırmamız lazım" şeklinde konuştu.

Yeni dönemde fabrikalardaki üretimden daha fazla üretim öncesi ve sonrası aşamaların önemli olduğunu kaydeden Alkin, şirketlerin de kendilerini bu yeni düzene göre yeniden yapılandırmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi. Alkin, "İnovasyon, teknoloji, yaratıcılık gibi üretim öncesi çalışmaların ürünün değeri üzerindeki payı yüzde 80'lere çıkmış. Üretim alamamasının payı ise yüzde 20'ler civarında.

2019 yılında 2020 yılında 50 milyon mesleğin birbiriyle konuşması bekleniyor. Gençler araba sahibi olmak yerine akıllı telefona sahip olmayı önemsiyor. Şirketlerimizin de buna uygun yapılanmayı gerçekleştirmesi lazım" dedi.

Mehmet Gün: “Demokrasi ile gelir arasında güçlü bir ilişki vardır”

Panelde yaptığı konuşmasında, Türkiye’nin refah bakımından kişi başına düşen 8-10 bin dolarla, orta gelir bandındaki ülkeler arasında yer aldığını kaydeden Av. Mehmet Gün, “Türkiye, yapılan reformlara rağmen uzun zamandır bu bandı aşarak bir üst lige çıkamıyor. Bunun sebeplerine baktığımızda, demokrasi ile gelir arasında güçlü bir ilişki olduğunu görüyoruz” dedi.

Demokrasi-ekonomi ilişkisine dikkat çeken ve “Orta demokrasi seviyesinde olan ülkeler, gelir olarak da orta seviyelerde” diyen Av. Mehmet Gün, şöyle devam etti: “Türkiye’nin orta gelir tuzağından kurtulması ve milli gelir sıralamasında bir üst lige çıkması için, sermaye hareketlerinden yatırıma ve üretime, kamu yönetiminden seçim sistemine kadar pek çok alanda hukuki altyapının iyileştirmesine ihtiyaç var. Türkiye’nin yeni bir Güney Kore mucizesi yaratması için kamu ve özel sektör olarak hesap verilebilirliğin sağlıklı işletilmesi, milli gelir endeksi ile demokrasi endeksinin eş düzeye çekilmesi şart.

Nasıl ki, şirketlerin yönetimi ne kadar şeffaf ve adilse karlılıkları artar; bunu ülkeler için uyguladığımız zaman da refahı arttıracağı çok açık. Sonuç olarak şirketlerimiz, sivil toplum kurumlarımız, kamu kurumlarımız ve toplumun tüm kesimleri için orta gelir tuzağını aşabilmenin tek yolu, daha iyi bir hukuk sistemi, şeffaf ve hesap verebilir yönetimler gibi yapısal reform olarak adlandırdığımız bir dizi iyileştirmeden geçiyor.”

19 Aralık’ta altıncısı Antalya’da düzenlenecek olan “Türkiye'nin İkilemi; Orta Gelir ve Orta Demokrasi Tuzağı Raporu” toplantı serisi, 2019 yılında ise Ankara, Mardin, Çorlu, Erzurum ve Tokat'ta da düzenlenecek etkinliklerle devam edecek.